|
07.03.2007
KUR’AN’A GÖRE Mİ? YOKSA DUYDUKLARINIZA GÖRE Mİ? Mehmet Aksoy
DİNİNİZ KUR’AN’A(DELİL’E) GÖRE Mİ? YOKSA DUYDUKLARINIZA GÖRE Mİ? İnsanlar tarih boyunca hep bir şeylere tapmışlar, yaşamlarını belli sistemlere göre ya da kendi kafalarında oluşturdukları sistem(sizliğe)e göre idame etmişlerdir. Yaşam tarzının neye göre belirlendiği bazen önemli olmuşken çoğu zaman değersiz bir şey gibi görünmüştür. Kimse kendi inancını, ideolojisini objektif bir şekilde araştırarak kabul etmemiştir. Bu şekilde ki kabullerle, hazırcılıkla bulunan inançlar insanları kuşatmıştır. En saçma inanç yada hayat görüşü bile zamanla toplumun genelinin kabul ettiği bir yaşam tarzı olabilmiştir. Toplumun geneli tarafından da normal görülen herhangi bir inanç zaten toplum nazarında onayını almıştır ve yol o toplum için doğru görülmüştür. İslam dinine baktığımızda durum bundan çok farklıdır. ALLAH insanlardan kabulle, hazırcılıkla, sorgusuz-sualsiz, araştırılmamış ve delil olmadan inanmayı istememiştir. ALLAH’ın istediği araştırarak, delil bularak ve delile göre inanmaktır. İşte ALLAH buna iman demektedir. İman ‘’inan gitsin’’ değildir. İman ‘babam böyle yapıyor’, ‘hep böyle’ demek değildir. ALLAH’ın mesajını ileten tüm peygamberler de insanları açık delillerle İslam’a çağırmışlardır. Hiç birisi ‘’ben böyle diyorum inanacaksınız’’ dememiştir. 12/108 De ki, "Benim yolum şudur: Açık bir delille ALLAH'a çağırırım, aynı şekilde beni izleyenler de... ALLAH Yücedir, ben ortak koşan birisi değilim." ALLAH’ın istediği delili olan şeye inanmamız ve ona göre yaşamımızı sürdürmemizdir. Peygamberimiz Hz. Muhammed’de delillerle insanları kendisine çağırmıştır. Ey insanlar gelin bana sorgusuz sualsiz inanın dememiştir. Delilini ortaya koyduktan sonra insanları ALLAH’a çağırmıştır. Ona rağmen Kur’an muhalifleri delil istiyorlar. 29/50 "Ona Rabbinden bir delil inmeli değil miydi?" dediler. De ki, "deliller ALLAH'ın katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım." Bu isteğe karşı ALLAH; deliller benim katımdadır diyor. Deliller bana bağlıdır diyor. Ben olmadan delil olmaz diyor. Bunun ardından delilin adını adresini gösteriyor. 29/51 Bu kitabı sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi? Bunda inanan bir toplum için bir rahmet ve öğüt vardır. Tabi bu adres müşriklere yetmiyor ve bundan da hoşlanmıyorlar. Çünkü bunların derdi delille inanmak değil mevcut kabullerini korumak ve her ne gelirse gelsin reddetmek. Bir diğer dertleri ise kanlı canlı delil görmek istemeleri yada tüm zamanların müşriklerinin görmek istedikleri olağanüstü olaylar. Bu zihniyet peygamberin vefatından sonra istedikleri delilleri üretmiştir. Bu zihniyet peygambere Ay’ı yardırtmış, terini misk gibi kokutmuş, üzerinde bulut gezdirmiş vs vs daha burada anlatamayacağımız yüzlerce düzmece hikaye uydurmuştur. Çünkü bunlar gerçek delillerle tatmin olmazlar. Aynı zihniyet Hz. Musa’dan ALLAH’ı göstermesini de istemişti. Tüm bunlara rağmen ALLAH kuran muhaliflerine sadece tek delil gösteriyor: Sadece ve sadece KUR’AN. Peygamberin vefatından sonra kuranın yerine yüzlerce delil türemiş ve insanlar bu delil zannettiklerinin peşinden gitmişlerdir. Yeri gelmiş bu delil peygambere atfedilen bir söz olmuş, yeri gelmiş falanca filancaların önder zannettiği adına alim denen birileri olmuş, yeri gelmiş mezhep imamı denen insanlar olmuş. Delil olarak görülen bu insanlar kuranın yerini almış ve insanlar bu insanları kuranın önüne geçirmiştir. Sanki Allah bunlara bir delil indirmiş gibi alim, şeyh , molla olarak bilinen insanlara kutsiyet atfedilmiştir. Halbuki onlar birer insandır ve Allah ‘siz oturun bir şeyler yazın ve sizin dedikleriniz doğrudur’ dememiştir. O alim, molla denen insanlar sadece bir insandır ve ALLAH onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onların söyledikleri hiç kimseyi bağlamaz. Çünkü tek bağlayıcı olan Allah sözü olan kurandır. Onların isimlerinin başındaki sıfatlar sadece insanların ve atalarının taktığı sıfatlardır ve hiçbir geçerlilikleri yoktur. 53/23 Onlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir ve ALLAH onlar için hiç bir delil indirmemiştir. Kendilerine, Rab'lerinde bir yol gösterici geldiği halde, sadece kuruntuları ve kişisel arzularını izliyorlar. Ruhbanlar mı Kuran mı? Necm suresinin bu ayeti tüm bu sıfatlı sıfatsız(molla, alim, şeyh, aziz, keşiş) insanları bir kenara bırakarak bize yol gösterici olarak gelen Kur’an’ı izlememizi emreder. Bunun dışındakileri izlemek ALLAH’ın reddettiği bir yaşam biçimidir. Bu sıfatlı falancalara bu sıfatları kim taktı diye sadece beş dakika düşünülse doğru rahatlıkla bulunacaktır. Üstelik bu sıfatlı falancalar da insanlara göre göreceli bir halde arz-ı endam etmektedir. Birine göre alim olan diğerine göre sıfatsız ve sıradan olabiliyor. Bu kadar fazla cemaatleşmelerde zaten bundan kaynaklanmaktadır. 35/40 De ki, "ALLAH'ın dışında çağırdığınız ortaklarınızı düşündünüz mü; onlar yeryüzünde neyi yaratmışlar bana gösterin?" Yoksa onların gökte bir ortaklıkları mı var? Veya onlara bir kitap verdik de ondaki bir delile mi dayanıyorlar? Doğrusu, zalimlerin birbirlerine ancak aldatıcı sözler verirler. Fatır suresindeki bu ayette açıkça delilin ne olacağı vurgulanmıştır. ‘Onlara kitap verdikte ona mı dayanıyorlar’ diyor. Demek ki delil sadece kitapla oluyor. Onun dışında otorite görülenler sadece yaldızlı sözler söyleyen ve terk edilmesi gereken kişilerdir. 52/38 Yoksa üzerine çıkıp (vahyi) dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyicileri açık bir delil getirsin. Aynı şekilde bu ayette de delilin sadece vahiyle olacağı açıkça vurgulanmıştır. Tüm bu yanlış inanış ve anlayışların temelinde insanlara ‘ALLAH’ın kafi gelmemesi ve ALLAH’ın yanında ikinci, üçüncü’ figürler görmek istemelerindendir. Bu hastalık tarih boyunca insanlarda görülmüştür. İnsanlar hep ALLAH’ın yanında mutlaka isim aramışlardır. Sadece Allah zikredildiğinde de şu ne olacak bu ne olacak deyip durmuşlardır. Dinin sadece Allah merkezli olmasını kabul edememişlerdir ve edememektedirler de. Dinin merkezine mutlaka çeşitli insanları almak istemişlerdir. Halbuki din sadece ALLAH’ındır ve tek anılması gereken ALLAH’tır. Onun yanında birilerini anmak ve onları sürekli ALLAH’ın yanında olmazsa olmaz görmek şirktir. Camilere, evlere Allah ile birlikte başka şahısların isimlerini yazıp asmak bu zihniyetin ürünüdür. Bunun nedeni de bunlara Allah’ın yetmemesidir. 39/36 ALLAH kuluna yetmez mi? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. ALLAH kimi saptırırsa ona bir yol gösteren bulunmaz. 39/45 ALLAH tek başına anıldığı an ahirete inanmayanların kalpleri huzursuz olarak ürker. Fakat O'nun dışındakiler anıldığı zaman hemen yüzleri güler. Burada kurandan başkalarını insanlara delil getirenlere, kardeşim hiç kimseyi bırakmadınız, hiç mi doğru söyleyen yok, şu yok, bu yok diyenlere birkaç soru soralım; 1. Allah tek başına anıldığı zaman neden huzursuz oluyorsunuz? 2. Allah size yetmiyor mu? 3. Falanca hazretleri, filanca alim dediğiniz insanlara uymanız gerektiğine delil olacak ALLAH’ın sözü olan Kur’an’dan deliliniz var mı? 4. Onlara o sıfatları Allah mı verdi yoksa siz ve atalarınız mı verdiniz? 5. siz ve atalarınızın delil gördüğü adamlar din günü(hesap günü)nde sizleri Allah’ın elinden kurtarabilecekler mi? 6. Kur’an’dan mı sorumlusunuz yoksa sıfat taktığınız adamların söylediklerinden mi? 7. Eğer Kur’an’ı anlamıyoruz diyorsanız anlaşılmayacak bir kitaba Allah nasıl delil diyor? 8. Rabbinden bir delil üzerinde bulunan, işlediği kötülükler kendisine güzel gözüken gibi olur mu? (47/14) Çözüm bellidir ve kurana teslim olmaktır. Zira tek delil kurandır. Onun dışındakiler birilerinin takıntıları ve takmalarıdır. İnsan merkezli din anlayışının yerine Allah merkezli din anlayışının yerleşmesi dileğiyle.
Yorumlar:
01.08.2009
ergün saygin
17 yasındayım 2aydır kurana göre ibadet ediyorum ne mutluki bana allah bana doğru yolu gosterdi ben kendimi ehli sünnetlerin içinden cıkardım doru yolu buldum ama bazıları wardırki gözlerine perde cekmişlerdir doğrudan kacarlar gormezler allah yardımcıları olsun selametle arkadaslar
07.03.2009
Tolga
13Ra'd19 ''Peki, sana Rabbinden indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen kişi, o görmeyen (a'ma) gibi midir? Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünebilirler.''
59Zumer1 ''(Bu) Kitabın indirilmesi, üstün ve güçlü olan, hüküm ve hikmet sahibi Allah (katın)dandır.''
59Zumer2 ''Şüphesiz, sana bu Kitabı hak ile indirdik; öyleyse sen de dini yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet et. ''
59Zumer3 ''Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır. O'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez.''
06.03.2009
nurnurcu
kardeşim bir şeyleri yapmaya çalışırken bozmuşsun galiba.... biz ailimleri yada diğer bütün vasıtaları allah'ı daha iyi anlamak için aracaı yapıyoruz.
BU NOKTADA EN BÜYÜK VASITAMIZDA HAZRETİ MUHAMMED VE KURANI KERİMDİR. KURAN YAZILI BİR KİTAPTIR. HAZRETİ MUHAMMED İSE ONUN YAŞAYAN HALİ YANİ AYAKLI KURANDIR. EĞER İKİSİNİ BİRBİRİNDEN AYIRIRSAN BÜYÜKM BİR SAPIKLIĞA DÜŞMÜŞ OLURSUN.. ÇÜNKÜ BİRİ BİRSİZ OLMAZ...
BİLDİĞİN BİBİ BİR KİTAP KATİPSİZ OLSA DEĞERSİZ BİR KAĞITTAN BİR FARKI KALMAZ...
İŞTE AYNEN BUNUN GİBİ ALLAH PEYGAMBERLER GÖNDERMİŞ Kİ, ONU TANITSINLAR.. HAZRETİ MUHAMMEDİ A.S.M GÖNDERMİŞ Kİ KURANI YAŞASIN VE BİZDE YAŞATSIN.. MODEL OLMADAN OLMAZ...
DİLİNİ VE İLMİNİ BİLMEDİĞİN BİR KİTABI ÖĞRENMEN İÇİN BİR ÖĞRETMENE İHTİYACIN VARDIR...
İŞTE HAZRETİ MUHAMMED A.S.M BU KAİNATI VE KURANI BİZE ANLATAN ÖĞRETMENDİR..
ALİMLER İSE ONUN VARİSLERİDİR..
İNSANLARIN ONLARA FAZLA DEĞER VERMESİ BİR NOKTADA GÜZEL OLMAYA BİLİR AMA BU İNANCI HİÇ BİR ZAMAN TERS ETKİLEMEZ....
05.03.2009
Serhat
Yalnızca Kur'an-ı kaynak almak ve ona uymak ne güzel. İnsan gerçekten kendisini huzurlu hissediyor. Allah'ın kendisine şah damarından daha yakın olduğunu hissediyor.
Kitabı okuyup hayatıma uyguladığımda gerçekten Allah'a ve resülüne itaat ettiğim için mutlu oluyorum. Ve bunun yalnız Allah'ın dini olduğunu kimsenin tekelinde olmadığını anlıyorum ve ufkum genişliyor... Bilincim artıyor... Sadece Allah'a kul olmak ve peygamberlerin yolunda gitmek ne güzel...
Kitaba uyuyorum çünkü:
25Furkan30 Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar."
şeklinde kitabı terkedenleri şikayet ediyor.
Kitaba uyuyorum çünkü:
43Zuhruf 44 ''Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz. ''
Bu kitaptan -başka kitaplardan ve sözlerden değil- hesaba çekileceğim.
11Hud13 Yoksa: "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Haydi siz, yalan üzere uydurulmuş olarak onun benzeri on sûre getirin ve eğer doğru sözlüyseniz, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi çağırın."
11Hud14 Eğer buna rağmen size cevab vermezlerse, artık biliniz ki, o, gerçekten Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse artık, siz müslüman mısınız?
Kitabın Allah tarafından indirildiğine inanıyorum ve ona asla hiçbirşeyi ve hiç kimseyi O'na ortak koşmuyorum. Yani müslümanım.
15.04.2007
grfjxsahbdöCgöb
çok güzel bravo
03.04.2007
MEHMET YILMAZ
SN CEMİL BEY… ARAF SURESİ AYET 3. ÜN EMRİ GEREĞİ SİZE INDIRILENE UYMANIZDAN ÖTÜRÜ SİZLERİ TEBRİK EDERİM. ZİRA BUNDAN SÖZ KONUSU AYET GEREGİ SIZE INDIRILENIN ŞU EMRINI UYGULUYORSUNUZ DEMEKTIR: «ALLAH'A VE PEYGAMBERE UYUNUZ YÜZ ÇEVİRİRLERSE BİLSİNLER Kİ, ALLAH İNKÂR EDENLERİ SEVMEZ. AL İMRAN 32 YANİ SIZE INDIRILEN SIZLERE SUNNETE UYMAYI EMRETMEKTEDIR. EGER INKAR EDIP UYMAZSANIZ SIZE O AYETLERI INDIRENIN SIZI SEVMEDIGINI YANI SAPITTIGINIZI ACIK SECIK BEYAN ETMEKTEDIR. ZIRA O KITABIN SAHIBI YUCE ALLAH KITABIN ISINIZE GELENINE EVET GELMEYENINE HAYIR DERSENIZ AHIRET GUNUNDE AZABIN EN SIDDETLISINE MARUZ KALACAGINIZI ACIKCA BELIRTMEKTEDIR. YANI BOYLE YAPAN BIR KIMSENIN HIC SUPHESIZ DALALETTE VE SAPIKLIKTA OLDUGUNU ACIKCA BELIRTMEKTEDIR Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Aranızda böyle yapanın cezası ancak dünya hayatında rezil olmaktır. Ahiret gününde de azabın en şiddetlisine onlar uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir. BAKARA 85
YOK EFENDIM BEN KURANI KENDI NEFSIME GORE ALGILARIM YORUMLARIM DERSEN O ZAMAN ALLAH RESULU KURANDA OLMAYAN BIR SEYI ( SOZ GELIMI NAMAZIN NASIL KILINACAGINI) INSANLARA DAYATTI DIYE ONU ZALIM ILAN EDERSEN CEHENNEME KADAR YOLUN VAR DERIM. ALLAHIN LANETI UZERINE OLSUN DERIM. ZIRA YUKARIDAKI AYETTE DE ACIK SECIK BELIRTTIGI GIBI YUCE ALLAH SADECE KURANA UY DEMIYOR HEM KURANA HEM DE (VE ) AYIRICISIYLA BIRBIRINDEN AYIRARAK RESULE UY DIYOR. YANI ALLAH RESULUNUN PRATIK VE TEORIK OLARAK KURAN YORUMUNA MUHTACSIN DIYOR. GERCEKTEN BIZ SANA KURANI İNSANLARA, KENDİLERİNE İNDİRİLENİ AÇIKLAMAN (YANİ KURANI PARTIK VE TEORIK OLARAK IZAH ETMEN) İÇİN İNDİRDİK UMULUR KI AKIL EDERLER NAHL 44
ALLAH’IM! BİZLERİ DOĞRU YOLA HİDÂYET ET, O KENDİLERİNE İN'AM ETMİŞ OLDUĞUN ZÂTLARIN YOLUNA İLET, GAZABA UĞRAMIŞLARIN VE SAPIK BULUNMUŞLARIN YOLUNA DEĞİL.
14.03.2007
cemil harat
Araf Suresi 3. Ayet: Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın! Sizler pek az düşünüyorsunuz!
Allah'ın saf, berrak dinini kendi heva ve heveslerine göre yorumlayıp insanlara bunu dayatan zalimler tüm insanların hayatlarına bölücülüğü, kini, nefreti sokmuşlardır. Allah'ın sistemini öğrenmenin yolu onun kitabını açıp okuyup öğrenmekten geçer.... Gerisi Hikaye. Ben çoktan attım bile çöp tenekesine. Kendimi özgür ve Allah'a daha yakın hissediyorum.
Selamlar, Saygılar
13.03.2007
Cemil Harat
Araf Suresi 3. Ayet: Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın! Sizler pek az düşünüyorsunuz!
Allah'ın saf, berrak dinini kendi heva ve heveslerine göre yorumlayıp insanlara bunu dayatan zalimler tüm insanların hayatlarına bölücülüğü, kini, nefreti sokmuşlardır. Allah’ın sistemini öğrenmenin yolu onun kitabını açıp okuyup öğrenmekten geçer.... Gerisi Hikaye. Ben çoktan attım bile çöp tenekesine. Kendimi özgür ve Allah’a daha yakın hissediyorum. Herkese de tavsiye ederim.
Selamlar, Saygılar
12.03.2007
mehmet yilmaz
DİNİNİZ KUR’AN’A(DELİL’E) GÖRE Mİ? YOKSA DUYDUKLARINIZA GÖRE Mİ ADLI MAKALEYE CEVAP
Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur. İsra 36
Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun. Nahl 43
Allah ve Peygamber'i bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah'a ve Peygamber'e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur. Ahzab 36
Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik. Nisa 64
De ki: «Allah'a ve Peygambere itaat edin». Yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah inkâr edenleri sevmez. al İmran 32
Allah'ın ayetlerini inatla inkâr edenler işte (haktan) böyle döndürülür. Gafir 63
Bilindiği gibi Yüce Rabbimizin bize ilk emri “oku” olmuştur. Yüce Rabbimiz okumak yerine sözgelimi dürüst ol ibadet et gibi bir başka şeyi de emredebilirdi. Acaba Yüce Rabbimiz özellikle bizleri neden oku ümmeti olarak seçmişti. Okumak ilim irfan bilgi ve ışık demektir. Yani cehaletin ve karanlığın zıttı demektir. Yine bir başka ayette yüce rabbimiz “Hiç bilenle bilmeyenler bir olur mu?”” Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun” Diyerek bilen kimsenin farklılığına vurgu yaptığı aşikârdır. Bırakınız sıradan cahil cühela bir kimseyi söz gelimi bir makine mühendisi tıp fakültesine gidip ameliyathaneye girse ve durun ben burada ki kalp hastasına ameliyat operasyonu yapacağım dese sanırım bir ambulans çağırıp söz konusu mühendisi psikiyatri bölümünde müşahede altına alırlar. Hal böyle iken mesele Allahın dini olunca bazılarının bilinçli ya da bilinçsiz olarak ulu orta ahkâm kesildiğini Allahın dinini tahrif etmeye soyunduğunu ve onu oyuncak haline getirdiğini her gün daha fazla müşahede etmekteyiz. Azıcık akıl nimetine sahip olan bir kimsenin meselenin bu kadar basit olamayacağını bilmesi muhakkaktır. O halde meselenin arka planında insanların inançları konusunda şüpheler uyandırmak suretiyle Allah’ın dinini sinsice yıkma projesinin değişik sürümlerinden biriyle karşı karşıya olduğumuz aşikârdır.
Satırbaşı sitesinden bu siteye alıntı yapılan söz konusu makalenin sahibi beyefendinin aklından şüphem yok. Dolayısıyla Allah’ın dininin Galatasaray ve Beşiktaş gibi spor takımı olmadığını benden daha iyi bildiğini tahmin edebiliyorum. O halde geriye sadece bilinçli olarak insanların kafalarını bulandırmaya inançları konusunda şüpheler uyandırmaya çalıştığı ihtimali kaldığını düşünüyorum. Ama o beyefendi unutmasın ki Ebu Talibin Ebrehe ordusu Kâbe’yi yıkmak için filleriyle Mekke’ye girdiğinde “Neden dert edeyim Kâbe’nin bir sahibi var. Sahibi Kâbe’sini korumasını bilir” dediği gibi o ve benzerleri bilsinler ki bu dinin bir sahibi var ve ne kadar bu dini tahrif etmeye baltalamaya kalksalar bile bu dinin sahibi nurunu tamamlayıcıdır.
Yüce Rabbimiz bilmediğimiz konularda ahkâm kesilmememiz gerektiğini insanları saptırmamamızı ve bilmediğimiz konuları bilene sormamızı emretmektedir.
Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur. İsra 36
Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun. Nahl 43
Yüce rabbimiz ayetlerini alay konusu yapanlar ve işlerine gelen yönleri kabul edip işlerine gelmeyenleri reddedenler hakkında da ağır vaatlerde ve tehditlerde bulunmaktadır.
Onlar ki, dinlerini bir eğlence ve oyun edindiler ve dünya hayatı onları aldattı. Bu günleri ile karşılaşacaklarını unuttukları ve ayetlerimizi inkâr ettikleri gibi biz de işte bugün onları unuturuz. Araf 51
Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip «Bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız» diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu; nisa 151
İşte gerçekten KÂFİRLER bunlardır. Ve biz KÂFİRLERE alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Nisa 151
Bu noktadan hareketle Kur’anı Kerimin her emri tüm Müslümanları bağladığı muhakkaktır. Yani Allah’ın ayetlerinden işimize gelene evet işimize gelmeyene hayır deme şansımız asla yoktur. Eğer böyle yaparsak ayetlerde de açık seçik belirttiği gibi İslam dairesinden çıkmış oluruz. Hele de buna Allahın ayetlerini alay konusu yapıyorsak söylenecek söz bulunmamaktadır.
Kuran ayetlerinden bir tanesi bile bizleri bağladığına göre KURANIN BİR EMRİ OLARAK SÜNNETİ İNKÂR ETMEK VE KURANI KENDİ HEVA HEVESİNE GÖRE ALAY KONUSU YAPARAK YORUMLAMAYA KALKIŞMAK KİŞİYİ DİN DAİRESİNDEN ÇIKARDIĞINI BU DİNİN SAHİBİ YÜCE RABBİMİZ BİZLERE ÇOK NET OLARAK KİTABINDA BİRÇOK YERDE BELİRTMİŞTİR.
Allah ve Peygamber'i bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah'a ve Peygamber'e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur. Ahzab 36
Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik. Nisa 64
De ki: «Allah'a ve Peygambere itaat edin». Yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah inkâr edenleri sevmez. al İmran 32
Allah'ın ayetlerini inatla inkâr edenler işte (haktan) böyle döndürülür. Gafir 63
Bu noktada bazı sinsi ya da zavallı kimseler ayetlerdeki Resul’e itaatten maksadın Kurana itaatten başka bir şey olmadığı tezini savunmaktadırlar. Yani Kuranı sünnet ışığı altında anlama diye bir şey olmadığını iddia etmektedirler. Her önüne gelenin eline bir kuran meali alarak kendi kasır aklına göre hüküm çıkarmanın doğru olduğunu diğer bir ifade ile Kuranı alay konusu yapmak ve tahrif etmek gerektiğini savunmaktadırlar. Halbu ki yüce rabbimiz
“Gerçekten biz bu kitabı açık seçik Arapça olarak indirdik” buyurmaktadır. Azıcık Arapça altyapısı olan bir kimse yukarıda zikredilen ayetlerde Allah’a ve peygambere itaat etmenin farklı şeyler olduğunu hemen bilir. Zira Arapça dilbilgisi kurallarına göre bir şey kendisine atfedilemez. Söz gelimi Ali’nin kendisini kastederek Ali ve Ali eve geldi demek Arapçanın mantığına kesinlikle aykırıdır. Bunun yerine Ali ve Ömer eve geldi deriz. Yani “ve” bağlacı iki farklı şeyi ifade eder. Dolayısıyla Allah’a itaatle peygambere itaat tamamen farklı şeylerdir ve Allah resulünden günümüze kadar Müslümanlar bunu bu şekilde algılamışlardır.
Eğer Allah resulünü ve onun sahabilerinin kuranı algılayış metodlarını bir kenara bırakıp Kur’anı kendi heva hevesimize göre yorumlamaya kalkarsak namaz ve hac gibi birçok ibadet tarzını tahrif etmiş olmamız kaçınılmaz olacaktır. Nitekim yüce Peygamberimiz “beni nasıl görmüşseniz o şekilde namaz kılınız” buyurmaktadır. Ama hayır efendim namazın anlamı duadır benim sizin peygamberinizin algıladığı tarzda namaz kılmaya ihtiyacım yok deniliyorsa utanmıyorsan istediğini yap demekten başka bir şey kalmaz. Evet, namazın anlamı cahiliye döneminde dua demek idi. Ancak İslam geldikten sonra bu kavramlar yeni anlamlar kazanmıştır. Tıpkı hac kavramında olduğu gibi. Nitekim cahiliye döneminde hac ve Kâbe’yi tavaf putlar için ve putların önünde etrafında gerçekleşiyordu. İslam gelince artık bu kavramlar İslam’daki bilinen anlamlarını kazanmıştır. Bunun gibi kuranda görmediğimiz nice kuralları biz yüce peygamberimizin tertemiz sünnetlerinden öğreniyoruz. Sözgelimi bu makalenin sahibi acaba hanımının teyzesiyle evlenmeyi kendine helal görüyor mu? Eşek eti yiyor mu? Bunların haram olduğunu yüce peygamberimizin sünnetlerinde bizlere bildirmektedir. Denizden çıkarılan balık ölüdür. Varsa yoksa Allah size Ölü eti yemeyi haram kıldı ayetine göre acaba beyefendi balık yemeyi haram mı görmektedir. Bunun gibi kuranda varit olmayan ama sünnet yoluyla hükmünü öğrendiğimiz nice örnekler sıralamamız mümkündür.
Ayrıca Kuranı kerim Müslüman’ın yaşamını düzenlediği yegâne düsturdur. Her hangi bir ülkenin anayasasını ele alalım. Herkesin eşit seviyede kanunları anlamasını beklemek kadar aptalca bir düşünce olamaz. Eğer böyle olsaydı hiç hukuk fakültelerine savcılara hâkimlere ve avukatlara ihtiyaç olur muydu? Bu alanda akademik çalışmalar yapmaya profesörler yetiştirmeye gerek olur muydu? Bu durumda her önüne gelen ülkesinin anayasasını eline alır ve mahkemelerde kendi kendinin avukatlığını yapardı. HAL BÖYLE İKEN HANGİ AKIL VE MANTIKLA HERKESİN YARATICISI YÜCE ALLAHIN KİTABINI BU KADAR BASİTE İNDİRGEMEYE ALAY KONUSU YAPMAYA VE İNSANLARI BU KADAR UCUZ BİR ANLAYIŞA DAVET ETMEYE CÜRET EDEBİLİYORUZ?
Beyefendi makalesinde şunları söylemektedir:
Bu zihniyet peygambere Ay’ı yardırtmış, terini misk gibi kokutmuş, üzerinde bulut gezdirmiş vs vs daha burada anlatamayacağımız yüzlerce düzmece hikâye uydurmuştur”
Zavallı bunları söylerken işine gelmeyen ayetleri elinin tersiyle duvara çarptığı gibi aklı sıra Allah resulünü yalancı çıkarma gayreti içerisindedir. Nitekim yüce rabbimiz
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. Kamer 1
Buyurmaktadır. Bu ayeti Allah resulü sahih rivayetlerde varit olduğu şekliyle onun mucizelerinden biri olarak izah etmiştir. Bu konuda o kadar çok muteber kaynak var ki sadece ibn Kesir’in söz konusu ayet hakkında Allah resulünün ve sahabelerinin algılayışıyla ilgili söylediklerine hafifçe bir göz atmak yeterli olacaktır. Ne var ki makalenin sahibi beyefendi Allah resulü ve sahabelerden daha iyi bu işi biliyor olacak ki ısrarla Allah resulünü ve sahabelerini yalanlamaktadır. Demek ki Allah resulü bu işi becerememiş beyefendi Allah resulünden daha iyi algılamış ve kuran ayetini inkâr etme yoluna gitmiştir. Ya da kuran yalan söylemektedir. Haşa lillah!!!
Burada Mısırlı meşhur jeoloji profesorü Zağlol Naggar’ın kendi ağzından Al Jazeera televizyonunda bizzat işittiğim ve kendisinin bizzat şahit olduğu bir hadiseyi çok özet olarak açıklamak istiyorum. Sözkonusu olay değişik internet sitelerinde de Arapça olarak dolaşmaktadır:
Zağlol Naggar İngiltere üniversitelerinin birinde bir sempozyumda konuşma yapmaktadır.
Soru cevap faslında bir dinleyici kendisine modern ilim ile mucizeyi nasıl yorumlayabiliriz diye bir soru yöneltir. O da bu ikisi farklı şeylerdir mucize modern ilimle yorumlanamaz çünkü olağanüstü bir olgudur der. Bunun üzerine İngiliz asıllı bir vatandaş konuşmak için izin ister ve şunları söyler: efendim izninizle söylediklerinize şunları eklemek istiyorum. Üniversitede öğrenci iken çıkmazda idim. Müslüman bir arkadaşım bana kuranı kerimin İngilizce mealini hediye etmişti. Eve geldiğimde gelişi güzel açtım ve karşıma “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı” ayeti çıktı. Hiç bir şey anlamamıştım. Bu nedenle söz konusu kuran mealini bir kenara bıraktım ve yıllar geçti bir daha açmadım. Bir gün evimde tv de NASA yetkililerinin katıldığı bir tartışma programı izliyordum. Programın konusu ise her gün üçüncü dünya ülkelerinde insanlar açlıktan ölürken NASA nın milyarlarca dolarları bir macera uğruna uzaya çıkmak için har vurup savurması ne kadar etik olabilir şeklinde idi. Konuşmacılardan birisi evet bu kadar harcama kesinlikle yeterli değildir. Daha fazla bütçe ayırmak gerekir ve bu iş buna değer. Çünkü uzayda çok garip şeylerle karşılaşmaktayız. Söz gelimi bir keresinde aya çıkmış idik. Orada gerekli incelemeleri yaparken ayın yüzeyinin yaklaşık bir kilometre genişliğinde uzunlamasına hendek şeklinde olduğunu gördük. Bu durum çok dikkatimizi çekmişti. Oradan ve daha farklı yerlerden numuneler alarak dünya ya döndük. Laboratuarda bu numuneleri incelediğimizde nasıl olduğunu bilemeyiz ama yakın tarihte bir şekilde ayın ortadan ikiye bölündüğü sonucuna vardık. Bunu duyan İngiliz vatandaşı yıllar önce Müslüman arkadaşının kendisine hediye ettiği İngilizce kuran mealinde okuduğu ayeti hatırlar ve Müslüman olmaya karar verir.
Yüce rabbimiz kuranın ilk emri olarak bizlere oku diyorsa biz oku ümmetiyiz demektir. Ve kuranın kendi ifadesiyle
Kuran'ı durup düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkasından gelseydi, onda çok aykırılıklar bulurlardı. Nisa 82 buyurmaktadır.
Hiç bir ilmi veri ile kuranın çakıştığını görmemiz mümkün değildir. Hal böyle iken makalenin zavallı yazarı aklı sıra Hz Peygamberi yalancı çıkarma gayreti içerisindedir. Ayın bölündüğü yolundaki ayeti inkâr etmektedir. Ancak beyefendinin işine gelmese bile yüce rabbimiz Hz Peygamber için şunları söylemektedir:
O, kendiliğinden konuşmamaktadır. Varsa yoksa onun konuştukları kendisine bildirilen bir vahiydir. Necm 2,3
Makalenin sahibi bizlerden sadece Kuranı kasır anlayışımıza göre anlamamızı istemektedir. Kuran ayetleri ise açık seçik bizlere ALLAHA VE RESULÜNE İTAAT ETMEMİZİ EMRETMEKTEDİR. De ki: «Allah'a ve Peygambere itaat edin». Yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah inkâr edenleri sevmez. al İmran 32 Bu ikisinin ayrı şeyler olduğunu yukarıda izah ettik.
Allah resulü günümüzde hayatta olmadığına göre yüce rabbimizin hâşâ lillah bizlere olmayan bir şeyi emrettiğini düşünmek kadar abes ve büyük bir bühtan olamaz. Böyle bir algılayış yüce rabbimize karşı işlenen en büyük cinayetlerden ve iftiralardan biridir. Zira kuran hükümlerinin kıyamete kadar geçerli olduğu herkesçe bilinmektedir. Dolayısıyla Allah resulüne vefatından sora yapılacak itaat bizlere kadar ulaşan sahih sünnetleri olduğu konusunda tarih boyunca İslam âlimleri ittifak etmişlerdir.
Peki, bu konuda âlimlerin söylediklerine ne derece itibar edilmelidir? Sorunun cevabı kuranda mevcuttur. Ancak söz konusu sorunun kurandaki cevabına geçmeden önce beyefendinin konuyla ilgili şu sözlerine değinmek istiyorum.
“ Çözüm bellidir ve kurana teslim olmaktır. Zira tek delil kurandır. Onun dışındakiler birilerinin takıntıları ve takmalarıdır.
İnsan merkezli din anlayışının yerine Allah merkezli din anlayışının yerleşmesi dileğiyle”.
Evet, çözüm bellidir. Çözüm Kuranın işimize gelen yönlerini alıp gelmeyen yönlerini reddetmek değil, bir bütün olarak tümüne teslim olmaktır. Zira kuran bizlere şunu emretmektedir:
Ey İnananlar! Allah'a itaat edin. Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allah'a ve ahiret gününe inanmışsanız onun halini Allah'a ve Peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en güzeldir. Nisa 59
Kurana teslim olacaksak kuran bizlere ALLAHA İTAAT ETMEYİ EMREDİYOR. ALLAHIN RESULÜNE İTAAT ETMEYİ EMREDİYOR. BU DİNİN SAHİBİ OLANLARA YANİ ÂLİMLERE İTAAT ETMEYİ EMREDİYOR. Her hangi bir konuda ihtilafa düştüğümüzde kuranı ve sünneti hakem tayin etmemizi istiyor ve bunu Allaha ve ahiret gününe inanmakla bağdaştırıyor.
Allah resulü ile onun rihlei tedrisatından ve terbiyesinden geçmiş olan emsalsiz sahabeler yukarıdaki ayetteki BU DİNİN SAHİBİ OLANLARI ÂLİMLER OLARAK açıklamışlardır. İnsanları cehalete teşvik edeceğinize Hafif bir araştırma yapsanız sözgelimi ibni kesir tefsirinin bu ayeti izah ederken büyük sahabe ve hz peygamberimizin amcasının oğlu İbn Abbas’ın BU DİNİN SAHİBİ OLANLARI ÂLİMLER OLARAK izah ettiğini hemen görürdünüz. Ama yok Allah resulünün sahabelerine güvenmeyip Allah resulü onları iyi eğitememiş hep sahtekâr hadis uydurucuları yalancılar yetiştirmiş gibi sapık anlayış içerisinde olanlardansanız yine sizlere söyleyecek bir söz bulamıyorum. Bu durumda Allah resulünün bu işi beceremediği ve sizin ondan daha iyi bu işi anladığınız ve yaptığınız anlamı ortaya çıkar. Rabbim islah etsin demekten başka söyleyecek söz bulamıyorum? Dikkat ederseniz sadece Kurandan deliller getirmeye özen gösterdim. Allahtan kork ve kurana saygılı ol diye. Sadece burada Allah resulünün ahir zamanda ilim kalkacak yeryüzü fitne fesatla dolacak hadisinin tecelli ettiğini görmekte olduğumu söylemeden edemeyeceğim. Rabbim hakkı hak bilen ve hakkı yaşayan batılı da batıl bilen ve ondan kaçınan kullarından eylesin. Amin ya rabbel alemin.
10.03.2007
katarsis
yazının anlamlı olduğunu düşündükten sonra aklımda kalan bazı şüphelere karşılık şu son kısımdaki soruları sorunca zihnimin berraklaştığını hissettim.
Allah razı olsun...
07.03.2007
memduh kaçar
bisonraki yazında görüşürüz.
Diğer Yazıları:
• BU AYETLERE NE DERSİNİZ?
• ÇOK ASIRLIK ÇINARIN HİKÂYESİ
• ÇARPITILAN AYETLER 3
• ÇARPITILAN AYETLER 2
• KELLEOKRASİ
• TAHRİF EDİLEN AYETLER 1
• BİR SİYAH'IN DUASI
• KUR’AN’I KİMLER ANLAMAZ
• SÖZÜMÜZÜN ARKASINDA MIYIZ?
• MODERNİZM
• ÇOKLUKLA ÖVÜNME VE TOPLUM PUTPERESTLİĞİ
|
| Reklam |
|
|
| Yazarlar |
|
| İstatistikler |
|
| 24 aktif yazar & kategori |
|
| 363 yazı |
|
| 1044 yorum |
|
|