Dün Süryani cemaati’nin kaderini paylaşmak için İstanbul garaja gittim. Yarına bir harf adlı belgesel filmin galasına katıldım. Kendimi birden kadim geleneğin içinden buldum. Birden tarihin sonsuz lahzalarına yol aldım. Medeniyetler içinde tam bir saat dolaştım. Yoruldum, zihnim dumura uğradı ve kasıldım. Neden mi? dünyanın en eski ve köklü üç dili arasında yaşayan Süryanicenin geldiği hazin sona şahit oldum. Grek kültürünü ve felsefesini İslam medeniyetine kazandıran bu eşsiz dilin geldiği bu durumdan irrite oldum.
Süryaniler diğer azınlıklara karşı çok şansız. Onlara Lozan hukuku uygulanmıyor. Onlar diğer azınlıklar gibi kendi anadilleriyle okul açamıyor ve eğitim yapamıyor. Bu da beraberinde asimilasyonu getiriyor. Süryaniler kendini güvende hissetmiyor ve çok tedirginler. Türkiye’de gayri Müslimlere karşı uygulana faşist tarihsel süreç onları kendi kimliklerini saklamalarına ve kendilerini gizli yaşamalarına neden oluyor.
Süryaniler beklide Anadolu’nun en barışçıl ve sadık halkıdır dense yerinde olmuş olur. Onların devlet olma talepleri yok ve hiçbir zaman isyan etmediler. Demokratik minvalde ilerlediler. Gelin beraber düşünelim. Süryaniler Türkiye’de neden bu kadar azaldı ve sayıları yüz binleri bulan Süryaniler şimdi nerede? İttihat terakki zihniyetinin Süryaniler açtığı savaş ve Anadolu’yu Türkleştirme çalışması Süryanileri yerinde olmalarına neden oldu.
Peki Türkler bunu tek başına mı yaptı ? ebetteki hayır. Kürtlerde Türklerin saflarında yer aldı ve aynı acımasızlığı ve saldırganlığı Kürtlerde yaptı.
6-7 Eylül olaylarında sadece Rumlar değil Süryanilerde nasiplerini almışlardır. Mardin‘de ki Süryaniler bu olay etkisiyle iş yerlerini kapalı tutmaya başlamaları, kilise çanlarının çalmasına durdurmaları vb. Bunun yanında orada yaşayan halkların Süryanilere karşı ayaklanıp Süryanilere doğru yürümeleri ve oranın ileri gelenlerinin engel olması nedeniyle büyük bir facianın önüne geçilmiştir.
Bugün Süryaniler kendi isimlerini kullanmadıkları gibi dillerini ve kültürlerini yaşamaktan çekimser ve tedirgin bir edimle hareket ediyorlar. Tarihin arka bahçesi olan Süryanicenin yok olmaya gidilmesi hem üzücü hem de vicdan sızlatıcıdır. Hala Bu kadim dil üniversitelerimizde temsiliyetini alabilmiş değil.
Her harfi tarihin bir uzamı, kırıntısı, yarını ve dünü. Tabiî ki bir dilin kürsüsünün olması o dilin bilimsel anlamda faaliyetlerini sürdürmesine olanak kılar fakat bu tek başına yeterli değil. Önemli olan bu kadim geleneği sürdürücüsü olan Süryanilerin bu dili kullanımını sağlamak ve diğer azınlıklara tanınan hakların Süryanilere de tanınmasını sağlamaktır. Demokratik açılımda Süryanilerinde hakkıyla yerini almasını sağlamak ve artık açık bir toplumda açık kimlikler olarak yaşamayı bir hukuksal ve anayasal güvenceye almak.
Bu minvalle yarına bir harf belgesel filmi iyi bir çalışma ve emeği geçen herkesin çok büyük bir hafıza tazelemesine vesile oldular. Bu belgeselde isanın kuşlarını sadece kendi semalarında mutlu olacağını anladım. Peki kendi semaları neresi? Mezopotamya’nın ta kendisi. Aslında Türkler nasıl Anadolu’yu Türkleştirmek istemişse Kürtlerde Mezopotamyayı Kürtleştirmek istemişlerdir. Kürtler bana kızacaktır burada belki fakat Ermenilerin, Süryanilerin, Alevilerin bir kısmı Kürt milisler tarafından yapılmıştır. Türklerle, Kürtlerin ittifak ettikleri tek nokta Gayri Müslim düşmanlığı. İspatı tarihin arşivlerinden saklı. Bugün Süryaniler kendi isimleriyle değil de Türk isimleriyle dolaşıyorsa bunun sebebi sadece kurulmuş düzen değil halkların tahammülsüzlüğü de vardır. gelin herkes vicdanına bir daha insin. Orada neyimi bulacaksınız? Cevabı sizde kalsın.