28.10.2009 Yer Ve Gök Bir Araya Gelse…
Seher Akçınar

Demokratik açılım süreci kapsamında son günlerde Türkiye’de önemli gelişmeler oluyor. Maxmur ve Kandil’den gelen 34 kişilik grubun serbest bırakılması tüm Türkiye’de tansiyonu yükselten bir gelişme oldu. Yüz binlerce insan Silopi’de grubu adeta bir şenlik havası içinde karşıladılar. “Bizim Kürt’le sorunumuz yok, ben Kürdü severim benim sorunum PKK ile.” diyenler Silopi’de PKK’lıların karşılanma gösterilerinde sosyolojik bir gerçek olarak şunu gördüler: PKK Kürt halkının, Kürt halkından ayrı düşünülemeyecek ya da ondan soyutlanamayacak bir parçasıdır.

   

Kadınıyla, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla… “Aman Ya Rabbi ülke bölünüyor” diye yaygara koparanlar oradaki kalabalığı Diyarbakır zindanında kendini yakan Ferhat Kurtay, Nemci Önen, Mahmut Zengin, Eşref Anyık’ın çağırdığını bilmiyorlardı… Suçlu gibi değil barış elçisi gibi karşılanmaları bu çağrıdandı. Zindanda yanan ateş bir daha kimseyi yakmasın diye… 1999’da geldiklerinde tutuklanmışlardı ve belki yine tutuklanacaklardı. Tutuklanma ihtimallerinin varlığını da göz önünde bulundurarak geldiler Silopi’ye. Orada Özel yetkili bir Savcı eşliğinde geçici bir mahkeme kuruldu. Bazı kesimler bu mahkemenin olağan dışı durumlarda tarihte örneklerine sıkça rastlanmasına ve yasal zemini bulunmasına rağmen yasadışı olduğu tartışmalarını açtılar. Uzun yıllar hukukun askıya alındığı, hukukun üstünlüğü değil üstünlerin hukukunun yaşandığı OHAL ile yaşamak zorunda bırakılan bölge insanı için oluşturulan olağan dışı mahkemeleri/uygulamaları unutarak… Boşaltılıp yakılan yıkılan köyleri, faili meçhule kurban gidenleri, dışkı yedirilerek insanlıktan çıkarılıp zindanda çürütülenleri, değiştirilen köy, kasaba, dağ adlarını… Bu tartışmaları hoş görmelerini bekliyorlar Kürtlerden. Empati kurmalarını bekliyorlar onlardan, bu yaptıklarını unutarak, kendileri empati kurmayarak…

  

Ve nihayet ifadeleri alınarak serbest bırakıldılar grup üyeleri… Sözüm ona özgür bırakıldılar. Bu nasıl özgürlükse! Askerliğini yapmayanlara askerlik yaptıracaklarmış mesela… Haklarında araştırma soruşturma yapılıyormuş şimdi. Nasıl bir tezatlıklar ülkesi ki burası; barış adına silahını bırakıp ülkeye gelenlerin ellerine yine silah tutuşturulacak. Üstelik bunu taraftarı olmadığı, inanmadığı bir “doğru” adına yapacak. Xalil’i dağdan indirip dağa çağırmak değilde nedir bu. Dağlarımı ayırıyorsunuz? “sizin dağınızda değil de bizim dağımızda savaşın” diyorsunuz. Özgürlüğü simgeleyen dağlara zulmederek… Ya da Elif kadını çocuğuna istediği ismi veremeyeceği bir özgürlüğe mi çağırıyorsunuz? 12 yaşındaki Lice’li Ceylan’ın parçalanmış cesedine, 18 aylık Cizreli Mehmet bebeğin anasının koynunda ölümüne mi?

 

Hepsi bu mu bir de ülkenin farklı bölgelerinde kopan nidalar var: Trabzon’da bir “şehit ailesi” şöyle diyor “gurur duyduğumuz madalyalarımızdan başka ne kaldı elimizde, bu metal parçasını da alın”. Onlara göre gruptan gelenler tutuklanmalılardı. Neden serbest bırakıldılar ki? Neden hak ettikleri muamele ile karşılanmadılar. Hemen hapse atılmalıydılar oysa… Çünkü onlar “bebek katili” idiler, çünkü Türklük bu ülkenin çatısı değil ayrıcalıklı sınıfıydı artık. Çünkü ölüm yaşamdan daha kutsaldı onlar için. Ancak kendi evladı özgürlüğü hak ediyordu başkasınınki değil. Neden çünkü kendi evladı Türk Silopi’deki Kürt’tü. Acıyı ve özgürlüğü bölmek değilde nedir bu? Ölümü kutsayan bir anlayışın ürünü olarak tebrik amacı ile verilen metal parçası ile neden gurur duyulur? Neden bu ülkenin tarihinde ölümler yarıştırılır? Neden “şehit aileleri” diye bir kavram bu ülkenin 30 yıllık tarihine armağan edilir?

 

Ve Kahramanmaraş… MHP il başkanlığı bayrak dağıtmış. “Vatan elden gidiyor” diye. Ölümleri yarıştırmakla yetinmeyip bir de bayrakları yarıştırdık. Çetin Altan bir yazısında şöyle der: “bayrak direklerini ne kadar yükseltirseniz yükseltin, bayraklar o ülkeden Nobel ödülü almış bir yazar kadar görünmüyor dünyadan”. Provakatif görüntüler devam ediyor. Sıra Elazığ’da. Bir grup bunlar ülkeyi bölmeye geldiler diyerek, tekbirler eşliğinde bu vatanı böldürmeyiz çağrısı yapıyorlar. Haklarınızı vermeyeceğiz diyorlar. Tekbir getirdikleri dinin peygamberinin şu çağrısından habersiz: “Ey insanlar! Rabbiniz biridir. Babanızda birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olamayanında Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyah olanında kırmızı tenli üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan korkmaktadır.” Ya da ne bilsin her gün okuduğu belki de hiç okumadığı kutsal kitabında; İlk ırkçının, kendi dininde düşman bellediği ve onunla mücadele için yaşadığına inandığı şeytan olduğunu. “Ben ateşten yaratıldım Âdem topraktan, bu nedenle secde edilmeye layık benim ben.”…

 

En acısı da “şehit aileleri” temsilcisinin şu sözü oldu: “Yer ve gök bir araya gelse şehit aileleri ve dağdaki gençlerin aileleri bir araya gelemezler.” İşte burası sözün bittiği yerdir. Çözümsüzlüğün dili empatinin dilini yenmiştir. Sırrı Sakık’ın yengesi Sakık’ı arayarak gelen grupta oğlum var mı diye sormuş, dağa çıkan oğlunun çoktan öldüğünü bilmeden dört gözle oğlunu bekleyerek. Kim bilir beklide Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’ta gelen heyette oğlu Baran’ın yolunu gözlemiştir. Bu anlamsız savaşta ölen yüzlerce asker anası/babası gibi…

 

Einstein “hayal kurmak bilgiden daha önemlidir” der. Hayallerimiz; bizi biz yapan mahrem odalarımız. Hayal kurmaktan vazgeçmeyeceğiz. Ve bir gün olması gereken şey olacak. Yerin ve göğün bir araya gelmesine gerek kalmadan! Ülkede ama’sız ancak’sız bir barış rüzgârı esecek.

 

http://gaphaber.com/yazar.php?id=2850



Yorumlar:

13.12.2009 hüseyin
açılım suya düştü çünkü dtp kapatıldı....
20.11.2009 zeynep zehra
tebrik ederim sizi güzel bir yazı olmuş. arkadaşların yorumlarına katılıyorum. eksik bıraktığımız bir alan bu alan. geçen arkadaşlarımın gündemine aldım bu konuyu. biz dindarlar ilk defa gündemimize aldık. sayın yazarın yazısını okudum onlara ve üzerinde biraz tartışıp beyin jimlastiği yaptık. kendimizi eleştirdik. insanların öldürüldüğü böylesi bir savaşta biz dindarlar bu savaşın neresindeyiz diye. hesap günü sorulduğunda sessiz kalmayacağız artık bizde gündemimize aldık ve bir şeyler yapmaya çalıştık diyebileceğiz. bize hatırlattınız. allah sizden razı olsun. ayrıca sitenize de teşekkür ederim. rabbim kolaylıklar versin. kaleminiz hep güçlü olsunki bizlerde biraz kendimize gelelim, sorgulayalım dünümüzü bugünümüzü. sıcak odalarımızdan çıkalım artık.
06.11.2009 salih
yazınızı muhammed kardeşimle birlikte okuduk. gerçekten çok etkilendik. hz. ömerin kardeşilik vurgusu ve peygamber ve kuranın bu konudaki direktiflerimiz hatırlattınız bize. allah sizden razı olsun. kürtler bu ülkenin yetim çocukları değillerdir. biz müslümanlar onları yanlız bırakmayacağız. bunu dinimizin bir gerekliliği olarak görüyoruz. ve artık müslümanlar ciddi manada bu konuda kendilerini özeleştiriye tutmalılar. en önce ben kendi nefsimi bu konuda sorguluyorum. ve bu zulmün ortadan kalkması için, artık kimsenin ölmemesi için elimden geleni yapcağım. yazara emeklerinden dolayı çok teşekkür ederim.
06.11.2009 muhammed
tebrik ederim kaleminize sağlık güzel bir yazı olmuş. site editörünüze de ayrıca teşekkür ederim, bu konuları gündeminize almanız ve bizim gündemimize sokmanız çok güzel. bir müslüman olarak eğilemediğimiz ve vicdan azabı duyduğumuz bir konu. bir müslümanlar ancak kendi sorunlarımıza eğiliyoruz. malesesef çoğu zaman sadece dindarlığımızla ilgili sorunlarla ilgileniyoruz. sizler bize bu sorunluluğumuzu hatırlatıyorsunuz. sağolun. allah sizden razı olsun iyiki varsınız.
Diğer Yazıları:
 Bir Taş Attım Havaya Düştü Mapushanaya
 Ne Olur Gülümse! Adın Yaşam Olsun Senin
 Çocukları Adalet Kurşunlarıyla mı Vururlar Anne!
Reklam
Yazarlar
 

Büyük Öteki; Sünnilik

    Battal Kanbay
 

Bahattin Yıldız'ın Ardından

    Yakup Aslan
 

Toplamak

    Sabri Düzçınar
 

Geceden Sabaha

    Melek Can
 

İnsan Kaynakları

    Kahverengi Yeşil
 

Ne kayser kaldı, ne..

    Serdar Çelik
Okur da yazarlar
 

Sıra Neferi Olmak-Aslında Olmak Yada Olmamak

    Diğer okur da yazarlar
 

Bir Haksızlık Örneği

    NURNURCU
 

Kalplerin Anahtarı; Selam

    Mehlika Beyza
 

“SORUN” VE SORUN

    Tevfik Taş
Konuk Yazarlar
 

Yer Ve Gök Bir Araya Gelse…

    Seher Akçınar
 

Gerçekten Çözüm İslam'da Mıdır?

    Diğer Konuk Yazarlar
 

Kürdîlîhicazkâr

    Fırat Mir Didan
 

Alternatif Eğitim

    Murat Titali
 

Hem Kör Hem Topal

    Yavuz Delal
 

Kürdçe Müstehcen mi?

    Sıtkı Zilan
Diğer Kategoriler
 

Şivan Perwer - Lo Mamo

    Müzik
 

Hz.Musa

    Öyleyse Kitap
 

Sadrazam Lokumu

    Lezzetin Efendileri
Son Yorumlar
04.09.2010 - arwinya
Şivan Perwer - Helepçe
31.08.2010 - baran
Şivan Perwer - Lo Mamo
26.08.2010 - erhan
Şivan Perwer - Lo Mamo
21.08.2010 - asya
HADİS KALBURCULARI VE KALBURLARI - 2
18.08.2010 - tamer
Kur’an yetmez diyen uydurukçular!
17.08.2010 - bekir
Şivan Perwer - Helepçe
11.08.2010 - Erdal
Dotmam
11.08.2010 - osman ince
Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’e Açık Mektup
08.08.2010 - HAVİN
Şivan Perwer - Helepçe
07.08.2010 - mehmet urfalı
Şivan Perwer - Lo Mamo
07.08.2010 - A.HALİM AKSOYLU
Yeni Osmanlıcılık Projesi
05.08.2010 - A.HALİM AKSOYLU
Şivan Perwer - Lo Mamo
05.08.2010 - A.HALİM AKSOYLU
Şivan Perwer - Lo Mamo
01.08.2010 - yusuf
Şivan Perwer - Lo Mamo
28.07.2010 - bJi naTan
Şivan Perwer - Helepçe
25.07.2010 - devran
Şivan Perwer - Lo Mamo
22.07.2010 - cahit
Gerçekten Çözüm İslam'da Mıdır?
17.07.2010 - devşirmenler gene ortaya cıkıyorlar
Erzincan; Kürtçe adıyla Erzıngan(Çeneli)
16.07.2010 - cirsi
Şivan Perwer - Lo Mamo
07.07.2010 - GURMANCREŞ
Şivan Perwer - Nazê
İstatistikler
24 aktif yazar & kategori
363 yazı
1046 yorum
www.satirbasi.com bilgi@satirbasi.com Satirbasi-2006