Kürt sorunu, Kürt sorunu olarak bu kadar minvalinden uzaklaşmamıştı. Bugün gelinen süreçte her şey anlamsız bir uzama yaslandırılmıştır. Bugün Öcalan’ın yol haritası olarak sunduğu çözümsüzlüğü bir daha üzerinde düşünmekte yarar var. Esaret hayatı yaşayan birisinin çözümleri ne kadar sağlıklı olabilir? Ve yazdıkları acaba birer dayatma sonucu mu yazılıyor? mamafih Öcalan’ın ruh sağlığı yerinde mi? Bunları dikkate aldığımızda Öcalan’ın yol haritasının cenderenin dışında tutmak gerektiğini düşünüyorum.
Peki Kürt sorunu kim çözebilir? Diye bir soru soralım ve bunu cesaretle kimin çözeceğini dillendirelim. Ben Kürt sorunun Türkiye sınırları içinde çözüleceğini düşünmüyorum ve hatta yüzyıllık çözümsüzlüğün daha da derinleşeceğini inancını taşımaktayım. Sizleri ve kendimi paranoya’ya sürüklemek niyetinde değilim fakat gelinen süreç bizleri bu noktaya sürüklüyor. Kürt sorunu kim yaratmışsa onlarda çözümsüz kalmasını isteyecektir.
Peki Kürt sorunu kim çözümsüz bıraktı ve şimdi çözmek istiyor? Bu çözümü Türkiye mi istiyor? Avrupa mı yoksa ABD’mi? ben açıkçası bu üçgen arasında çok ciddi çözüm üretecek bir güç bulamıyorum. Türkiye’nin çözüme olumlu yaklaşımı akan kanı durdurmak mı yoksa Kürt topraklarını yeni pazarlıklara açmak mı? ABD‘nin Kürtlerle uzlaşımı şimdilik parantez içinde bırakılmalı diye düşünüyorum. Ve yeni enerji savaşlarında Kürtlerin stratejik konumları dikkate alındığında yapılanmış ve organize olmuş güçlü ve aktif bir Kürt birliğinin hiç kimsenin işine gelmeyeceği aşikardır.
Bugün aklı ve fikri hür Kürtlerin İmralı’ya odaklanmalarını anlamaktan güçlük çekiyorum. Kürt sorunu kaotik ve anlamsız bir minvale getirmek için elinde gelen tüm seferberliği yapan Türkiye ve Açılımcı Kürtler beni düşündürtmekte ve yüzyıllık bir sorunun çözümsüzlüğünü derinleştirdiklerini görmekteyim. Özgürlükçü bir açılım olamayacağını ve Kürtleri oyalamaktan başka bir işe yaramayacağını düşünüyorum.
Bugün açılımcı Kürtlerin amacının kestirebilmiş değilim. Daha düne kadar gülen hareketine savaş ilan eden ve Kürt coğrafyasındaki gülen hoca örgütlenmelerine savaş açan bir örgütün liderinin son açılımında Gülen hocayı takip ettiğini ve olumlu yaklaştığını dillendirmesi kuşkularımı doğrular niteliktedir.
Aklı ve vicdanı hür olan tüm Kürtlerin DTP çizgisine ve AKP çizgisine dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Kürtlerin taleplerini git gide cilalandıran açılımların çözümsüzlüğü derinleştireceğini düşünüyorum. Yüzyıllık bir tarihsel sorunu önce emek sermaye çelişkisi olarak değerlendiren Öcalan’ın şimdiyse demokratik sınırlarda hak talepleri söylemi aslında ruh halinin de ne kadar karmaşık ve düzensiz olduğunun ima ediyor.
Ben şuna inanıyorum Kürt sorunu ABD ve Avrupa devrede çıktığında sağlıklı bir şekilde düşünüleceğini ve çözüme adım adım gidilebileceğini düşünüyorum. Ben şuna inanıyorum Türkler ne zaman Kürtlere lütfetmeyi bırakıp herkesin bir tarağın dişleri kadar eşit olduğuna inanırsa o zaman sorunun adım adım çözüme gidileceğini düşünüyorum. Türkler Her zaman lütufkarca hareket ediyor ve Kürtlerde bu lütuflar dairesinde hak talep ediyor. Kürtler hak talep etmekten vazgeçerlerse özgür olacaklar çünkü talepler efendi köle diyalektiği etrafında gerçekleşiyor.
Türkler kendilerini efendi ve lütuflar dağıtan bir halk olarak görüyor ve isyanları istedikleri şekilde oluşturup ve istedikleri şekilde lütufta bulunuyorlar, bu antagonizmada Kürtlerde köle pozisyonlarını alarak, lütuf bekliyorlar. İşte tarihi bu antagonizma sorunu da derinleştiriyor Kürtler nasıl özgürleşir bu soruyu dikkatlice sorup dikkatlice cevap vermek gerekiyor. Kürtler, Türklerden hak talep ettiği sürece özgürleşmeyeceklerdir. Kürtler kendilerinin bu ruhsal yenilgiden sıyırmadıkları sürece özgürlüğü kendi elleriyle iade edeceklerdir.
Kimsenin lütfüne ihtiyacı olmayan bir halkın nasıl da tarih karşısında sinikleştiğini görmek tüm aklımı ve vicdanımı paralasam da bunun anlatımı ve izanı bile yetmiyor. Kürtlerin tarihleri boyunca ne kadar yalnız olduklarını şimdi daha iyi anlayabiliyor ve tarihsel vicdanın hep Kürtlerden yana tavır takındığını müşahede ediyorum. İşte Kürt sorunu özgür ruhların ve özgür aklın iradesiyle vuzuha kavuşacaklardır.