23.01.2007 Kavramları modernleştirebilirsiniz, ya kafalarınızı?
Uğur Erzincan

 

KAVRAMLARI MODERNLEŞTİREBİLİRSİNİZ YA KAFALARINIZI?

 

Yüzyüze konuşurken ne kadar da rahat davranırız.  Ne kavramlar havada uçuşur, ne modern sözlüğün tümünü ortama taşırız ne de bilmediğimiz yığınla kelimeyi bir oturuşta karşımızdaki insanın yüzüne boca ederiz.  Sonuçta 300 kelimeyle  derdimizi, tasamızı rahatlıkla anlatabiliriz.   Nasıl olsa güncel bir lehçemiz vardır.  Konuşamasak da alnımızdaki kırık çizgiler içinde bulunduğumuz durumu bir güzel anlatır.  Bu yüzyüze konuşmanın hasbihal etmenin ne mühim bir şey olduğunun da göstergesidir.

 

Yüzünü dahi hiç göremediğimiz insanlarla da iletişim kuralım diye Yüce Allah, kalemle yazmayı öğretmiş insana.  Konuşamazsak yazışırız kabilinden mürekkeb ve kağıt nedir bilir hale getirilmişiz.   Maalesef yazışmak artık öyle bir hal almış ki,  karşımızdakine bir gram doğru anlatacağız derken yanına on kilo laf salatası  doğrayıp, doğruları da salataya feda eder olmuşuz. Şu iletişim çağında iletişim kuramaz hale gelmişiz.  İnsanlar cebinde “BÜYÜK DÜNYA SÖZLÜĞÜ” gezdirir olmuş.  Kişiye özel üslup kullanır olmuşuz. Ahmete başka Mehmete başka yazışır olmuşuz.  Nasıl olsa sözlüğün dibi yok. 

 

Hele din adına üretilen yeni yazı dilleri var ki evlere şenlik.  Geçenlerde bir yazı okudum. Epey uzundu. Meğer adam Kur’an’a davet ediyormuş.  Ya da tebliğ mi ediyormuş diyelim.  İki gün sonra anladım.  (Belki de benim mallığımdır o da ayrı bir mevzu.)  Tam da bunun üstüne bir radyo anonsu denk geldi.  Konferans anonsuydu.  Adı geçen vakfın ismini daha önceden duymasam, herhalde gavur ellerindeki bir toplantıyı Türkçeye tercüme ediyorlar diyecektim.  Meğer o da İslami bir konferansın “BAŞLIĞI” imiş. 

 

Tabi insan ürküyor.  Aynı dil grubuna mensup olduğunu “ZAN”nettiğimiz şu toplumda ne hikmetse elit kalem sabısı kesimle bir türlü iletişemiyoruz.    Onların yazı dili ayrı, konuşma dili ayrı.   Eskiden anam, TV de kendine göre kötü bir şey görünce vay ahlaksız vay derdi.  Şimdi ahlaksızlık olmuş “GAYRİ AHLAKİ”.    “EDEPSİZLİK” olmuş, “yanlış davranış”.   Eskiden “MUTTAKİ” derdik, şimdilerde “ERDEMLİ  BİREY” demeye başladık.  Güzel tutum ve davranışlara “TAKVA” derdik şimdilerde ise “POZİTİF BİLİNÇ” diyoruz.  Belki mana itibariyle aynı anlama geliyor orası dert değil ama,  burada önemli olan “EŞEK ve SEMER İLİŞKİSİ”.    Hani derler ya: “Eşeğe altın semer de vursan eşek gene eşşektir”.    (eşek kelimesi şeddeli yazılınca daha mı net ifade ediyor ne? )

 

Artık yazı dilimiz batı toplumuna uyuyor.  Doğunun lehçesi bu topraklardan yavaş yavaş kendisini çekiyor.   İnsan bazen bu kalem sahiplerinin yazılarını okuyunca  Almanya’ya yeni yerleşmiş Ankaralı” gibi yabancı hissediyor kendisini. 

 

En kötüsü ne biliyor musunuz? Bu kavram batağından zerre kadar da olsa nasibini almış bir müslümanla sohbet etme veya yazışma gafletinde bulunmak.  Aman Allah’ım.  Sanırsınız ki “KİRAMEN KATİBEN” melekleriyle yazışıyorum.  (Teşbihde hata olduysa Allah’ım affet)  Ürküyorum. Herhalde ya canımı alacak ya da iyi bir fırça atıp gidecek.  Ezberlediği ne kadar modern kavram varsa bir solukta yığıveriyor önünüze.  O ağırlığı taşıyamayız ki.  Herkesin bir istihap haddi var canım.   Nasıl kaldırsın o kadar modern kavramı bu bünye.   Ne yazık ki o da ruhunu evde bırakmış gelmiş. Ondan da “TAT“alamıyorsunuz ve iletişemiyorsunuz. 

 

Peki bu yazı dilindeki değişim iyiye mi işaret?  Bence değil.  Batı terimlerinin İslam Dini’ne uyarlanması olayın “tat” boyutunu ortadan kaldırıyor.  Batının yazı dili bana ruhsuz geliyor.  Bu dille yazan entel dantel adamların yazılarında “RUH” yok.  Anlatmak istediği şeyi özümseyemiyorsunuz. Sahip çıkamıyorsunuz. Ahanda bu benim derdimi anlatmış diyemiyorsunuz.  Maval anlatıyor deyip geçiyorsunuz. Anlattığı doğru bile olsa (doğru olduğunu anlayabilirsek tabi) anlamakta zorlanıyorsunuz.

 

Belki de bizim gibi sıradan gözükmemek için bu yazı dili onlara sıradanlık arzetmiyor olabilir.   Artık bize mâl olmuş Kur’an’i kavramları böyle modern lafızlar halinde görünce üzülüyor insan.   Ezan’ın Türkçe okunması gibi bir şey bu.  Yazarın anlatmaya çalıştığı şeyin ruhunu yakalayamıyorsunuz. 

 

Örneğin; Müslüman Ahlakı ile ilgili bir yazı okuyorsunuz, sanırsınız ki AB Müzakereleri için hazırlanmış bir metin.   Herhalde bunu elin gavuruna yazdılar deyip okumaktan vazgeçiyorsunuz.   Hissedemiyorsunuz, dokunamıyorsunuz, anlatılanı içinizde yaşayamıyorsunuz.  Yani denizi yaramıyorsunuz, boğulup gidiyorsunuz.  

 

Bu şunu gösteriyor, kavramları değiştirmek ve insanlara yeni haliyle sunmak kolay. Fakat yenilenmiş kavramların arkasına sığınanların kafa yapılarını değiştirmesi çok zor.  Niye,  görünen köy kılavuz istemiyor da ondan.  Bir yaralı parmağa dahi işeyemeyen güruh, entel ağabeyliğe soyunuveriyor.

 

Modern lehçeyi eski lehçeyle kıyaslıyorum, ataları ne anlatmışsa bizim entel ağabeyler da onu anlatıyor.  Değişen bir şey yok ki.   Kavramları yenilemektense kafaları yenilemek daha uygun.   Sanırım entelektüel camianın pasaportu da bu kavram kalabalığıyla ilintili. Ne kadar “kavram karmaşası yaratırsanız” pasaportunuz o kadar hızlı veriliyor.   Ne acıdır ki, böylelerine de “MODERN MÜSLÜMAN” deniliyor.   Bunlar firavun döneminde yaşasalardı, firavun bunlarla misket bile oynamazdı.  Samiri döneminde yaşasalardı samiri bunlara “altından buzağı” yapmaya üşenirdi.   Onun yerine aliminyumdan yapar başından savardı bunları.

 

Hep yazıyoruz, hep okuyoruz.  Niye:  Kur’an’ı belki daha iyi anlarız diye..  Bu kocaman bir yalan.   Düpedüz aldatmaca.   Kapitalist dünyanın tuzağı.     Kitap satış politikası. Başka bir şey değil. Bu entel dantel camianın ileri gelenlerinin yazılarıyla kitabı anlamanın mümkünatı yok.   Çünkü olayın “TAT” boyutu yok. Tadamıyorsunuz.  Dolayısıyla, bu yitinizi kaybederseniz  Kur’an’ı  falan da anlamanız mümkün değil. 

 

En iyisi basit, sıradan, saf ve sadeliğinizi korumak istiyorsanız, (kaldı mı böyle insanlar bea)  bu yazı sahiplerinin bahçesinin önünden bile geçmeyeceksiniz.   İstediği kadar “KAVRAM ÇATLATSIN” onların mahallesinden uzak duracaksınız.   Entel dantellerin yazılarına, saflığınızı kurban etmeyiniz.    Okunmaya en layık olan,  dokununca “TAT” alabildiğiniz, olayları yaşayıp, hissedebildiğiniz kaynakla meşgul olacaksınız.   Kim ne derse desin,  bu kavramları üretenlerin, kullananların  Dinini anlamaya ve yaşamaya çalışan insanlara verdiği tahrifatı elin gavuru istese de veremez.

 

Entel camia böyle işte.  İçi boş hurma kütüğü gibi. Görünüşleri bir şeye benzer ama içi boş.   Tam takır kuru bakır. 

 

Sonuç olarak; Kur’an’daki kavramlara sahip çıkalım, onlarla oynayanları azarlayalım.  Bu konuda mümkünse hiç yenilenmeyelim, hep köylü kalalım.  Kafaların nasıl değiştiğini bunlara gösterelim. Belki bizi örnek alıp onlar da “KAVRAM ÇATLATMACA OYUNUNDAN” vazgeçerler.  Ya da “BU AVAM  BENİ ANLAMIYOR” deyip kabuklarına çekilirler.

 

Bakmayın  siz bunların lehçelerinin değiştiğine. Zihhniyetleri aynı, Kafaları aynı.  Kur’an’ın önündeki engeller de modernleşiyor bunların sayesinde.  Çoğu farkında olmadan engel oluyor bu yola.   Modernizmle – İSLAM’ı harmanlayarak Müslümanlara iyilik yaptığını sanan entel dantel ağabeylere şunu deyin yeter.  GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ”.



Yorumlar:

Diğer Yazıları:
 Allah Habib Edinir mi?
 Allah’ın yanısıra başkalarına DUA etmek Sapıklıktır!
 Kur’an yetmez diyen uydurukçular!
 Kim bu Allah dostları!
 Duygusal höykürmeler. Atmasyon Babı -ilk-
 Biri şu Haram üretim tesislerini kapatsın!
 Teslim bayrağını çekmeliyiz. İyi de ne zaman?
 Batır Allah'ım Batır...!
 HADİS KALBURCULARI VE KALBURLARI - 2
 HADİS KALBURCULARI VE KALBURLARI - 1
 Süper Bir Mehdi İstiyorum...
 Samiri ve Ahmak Toplumu
 Kaç Hak Vakıf Var?
 Bireysel Kitaplanmaya Hayır!
 Bir Meydan Dolusu Ağca...
 EN GENCİMİZ KAÇ YAŞINDA?
Reklam
Yazarlar
 

Büyük Öteki; Sünnilik

    Battal Kanbay
 

Bahattin Yıldız'ın Ardından

    Yakup Aslan
 

Toplamak

    Sabri Düzçınar
 

Geceden Sabaha

    Melek Can
 

İnsan Kaynakları

    Kahverengi Yeşil
 

Ne kayser kaldı, ne..

    Serdar Çelik
Okur da yazarlar
 

Sıra Neferi Olmak-Aslında Olmak Yada Olmamak

    Diğer okur da yazarlar
 

Bir Haksızlık Örneği

    NURNURCU
 

Kalplerin Anahtarı; Selam

    Mehlika Beyza
 

“SORUN” VE SORUN

    Tevfik Taş
Konuk Yazarlar
 

Yer Ve Gök Bir Araya Gelse…

    Seher Akçınar
 

Gerçekten Çözüm İslam'da Mıdır?

    Diğer Konuk Yazarlar
 

Kürdîlîhicazkâr

    Fırat Mir Didan
 

Alternatif Eğitim

    Murat Titali
 

Hem Kör Hem Topal

    Yavuz Delal
 

Kürdçe Müstehcen mi?

    Sıtkı Zilan
Diğer Kategoriler
 

Şivan Perwer - Lo Mamo

    Müzik
 

Hz.Musa

    Öyleyse Kitap
 

Sadrazam Lokumu

    Lezzetin Efendileri
Son Yorumlar
26.08.2010 - erhan
Şivan Perwer - Lo Mamo
21.08.2010 - asya
HADİS KALBURCULARI VE KALBURLARI - 2
18.08.2010 - tamer
Kur’an yetmez diyen uydurukçular!
17.08.2010 - bekir
Şivan Perwer - Helepçe
11.08.2010 - Erdal
Dotmam
11.08.2010 - osman ince
Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’e Açık Mektup
08.08.2010 - HAVİN
Şivan Perwer - Helepçe
07.08.2010 - mehmet urfalı
Şivan Perwer - Lo Mamo
07.08.2010 - A.HALİM AKSOYLU
Yeni Osmanlıcılık Projesi
05.08.2010 - A.HALİM AKSOYLU
Şivan Perwer - Lo Mamo
05.08.2010 - A.HALİM AKSOYLU
Şivan Perwer - Lo Mamo
01.08.2010 - yusuf
Şivan Perwer - Lo Mamo
28.07.2010 - bJi naTan
Şivan Perwer - Helepçe
25.07.2010 - devran
Şivan Perwer - Lo Mamo
22.07.2010 - cahit
Gerçekten Çözüm İslam'da Mıdır?
17.07.2010 - devşirmenler gene ortaya cıkıyorlar
Erzincan; Kürtçe adıyla Erzıngan(Çeneli)
16.07.2010 - cirsi
Şivan Perwer - Lo Mamo
07.07.2010 - GURMANCREŞ
Şivan Perwer - Nazê
07.07.2010 - GURMANICREŞ
Şivan Perwer - Nazê
05.07.2010 - nurnurcu
İki Dil Bir Bavul
İstatistikler
24 aktif yazar & kategori
363 yazı
1044 yorum
www.satirbasi.com bilgi@satirbasi.com Satirbasi-2006