| Serdar Çelik Teknolojik soygunun sorumlusu kim? | Bugün |
Teknoloji çok hızlı gelişiyor, kültürün gelişimi ise teknolojiye kıyasla çok geride kalıyor. Bu durum kalkınmanın tanımına uymuyor. Kalkınma, teknoloji ile birlikte kültür gelişimini de kapsar. ##002# arayın.. |
|
| Ebu Mücahide Aciz Ve Tutunmak Zorunda Olan İnsan (1) | 04.10.2008 |
Alak / İkra suresi Kur’an’i kerimin Mushaf taki tertip sırasına göre 96. Nuzul/iniş sırasına göre ise muhtevasından ve tarihi verilerden Muhammede Mekke`de inen Kur’an’ın ilk suresi olduğu iddia edilmiştir . Adını ikinci ayetteki “ علق alak” kelimesinden alır. |
|
| Müzik Mehmet Atlı - Denga Dila Min | 02.10.2008 |
Carek were.. Carek bêje.. |
|
| Kayıp Kardeş Bayram Soluğu | 30.09.2008 |
Bazı duygular bazı zamanlara ait galiba... bazı duygular mutlaka bazı zamanlara ait olmalı ki o duygular ancak o zamanda yaşanabilirmiş ve yaşanmış... |
|
| Konuk Yazar Bir Paradox Dolayısıyla | 14.09.2008 |
Fırat Mir DİDAN Kürd ve Müslüman olduğumuz gerçeğiyle kurduğumuz bağlantının kalitesi konusunda kafa patlatmaya meraklı değiliz ve Müslüman olduğumuz gerçeğiyle kavgalı olanların yanı sıra, Kürd olduğumuz gerçeğiyle de kavgalı olanlar var ve her ikisi de tarihte “olmamış olanın” peşine düşmüş olmaklıkları dolayısıyla varlıklarını elde etmiş unsurları teşkil ediyorlar ki, bunun yanı sıra tarihte “olmuş olanın” ardına düşenlerimiz acı içinde yaşıyor. Yönümüzü tespit eden ölçütün değişmesiyle uğradığımız limanların değişkenliğini aynı zannediyoruz. Oysa aslolan rotayı ya da yönü tespit eden ölçüdür, uğranılan limanlar değil. |
|
| Serdar Çelik Google Chrome | 06.09.2008 |
Bu konu bilgisayar meselesini aşıyor bana göre. Internet ile iletişim anlamında dünyanın sınırları kalktı, mesefeler önemsiz hale geldi. Bir de yasakçı zihniyetin kısıtlamaları olmasa daha iyi olacak. Ve mutlaka eklemem lazım; internet ile varılan nokta, varılacaklarla kıyaslanmayacak düzeyde. Google Chrome, Google'ın ürettiği yeni internet tarayıcısı. Tarayıcı dediğimiz şey; şu anda bu yazıyı okumak için kullandığınız programdır. Haliyle bizi internet ile tüm dünyaya bağlayan hergün milyonlarca kişinin kullandığı yegane program.. |
|
| Kahverengi Yeşil Yönetime Katılmak | 02.09.2008 |
Sonuç olarak; tüm bunları toplamı, yani bu işin anlamı; yönetime katılmaktır.. işin içindeki herkesin ve de herşeyin, varlığı ve etkinliği kadar yönetime katılmasıdır. Bu sağlandığı ölçüde her parça kendini yönetme yetisi de kazanacaktır. |
|
| Konuk Yazar İslamcı Medya ve Kirli Savaş | 17.08.2008 |
Sıdkı ZİLAN Otuz yıldır TSK ile PKK arasında, PKK ile diğer Kürdler arasında kirli bir savaş sürmektedir. Keza, Cumhuriyetin bidayetinden beridir de Kemalistler ile Müslüman çoğunluk arasındaki iktisadi, siyasi savaş da sürmektedir. Gel gör ki İslamî cemaatlerin denetlediği Zaman, Yeni Şafak, Akit, Milli Gazete gibi önemli gazeteler ile Samanyolu TV, TV5, Hilal TV ve diğerleri TSK ile PKK arasındaki savaşta İslamî sorumluluklarını yerine getirmemektedirler.
|
|
| Öyleyse Kitap Mela Ehmed Xasî ve Zazakî Mewlid | 13.08.2008 |
Mela Ehmed Xasî, 1866 yılında Diyarbakır’a bağlı Lice kazasının Hezan nahiyesinin Has köyünde dünyaya gelmiştir. Medrese eğitimine Babası Mela Hesen in yanında başlar. Daha sonraki eğitimine Kürdistan’ın diğer medreselerde devam eder. Eğitimini, Diyarbakır da tamamlayan Mela Ehmed Xasî dönemin Diyarbakır Müftüsü hacı İbrahim Efendiden icazetini alır. Zaman zaman farklı kademelerde memurluk yapan Seyda Diyarbakır merkez müderrisliğine getirilir.Bir yıl sonra Hezan a Müderrisliğine tayin olur.Bir müddet sonra Lice müftülüğüne tayin edilir. Lice müftülüğünde iki yıl kaldıktan sonra Cumhuriyetin nitelikleriyle çelişkiye düştüğü için resmi görevinden istifa eder. |
|
| Konuk Yazar Kürdistan İslamcılığının Ümmetçilik Karmaşası | 12.08.2008 |
Yavuz DELAL İdeoloji dışı siyasal bir proje biçiminde bir hareket olarak tarihi arka planını, ancak Osmanlı’nın Batı’ya yenilgiye karşı geliştirdiği bir arayışa dayayabileceğimiz “ümmet-çilik” en nihayetinde nevzuhur bir hareket olarak Batı’ya karşı hilafeti kurtarmak adına geliştirilmiş bir projedir. Batı’ya karşı tutmayan/işe yaramayan nevzuhur, ama gerekli ve gerekçesi anlaşılır bu proje, sonraları İslam coğrafyasında kasımpatı gibi açan modern ulus devletlerin içerisinde ve aralarında işlerlik kazanan günümüz ideolojik İslamcı hareketlerin beslenme kaynaklarından biri oldu. Ümmetçilik artık bundan böyle İslami Hareketçiliktir. Ancak İslam Dünyacılığı ile İslami Hareketçilik arasında gidip gelen ümmetçilik, bu çarpık anlayış yüzünden yalnızca her kesim için politik bir malzeme oldu. Bu da kavramın çelişkilerle malulen emekliliğe çıkarılması demekti, ancak “Kürt sorunu”, merkezlerin henüz sosyopolitik gündemine girmediğinden kimsenin zihninde kavramın çelişkilerle sorunsala dönüştüğü açıklık kazanmamıştı. Ta ki, Kürtler “ümmet” kavramının sorunsala dönüştüğünü haykırana kadar... |
|
| Konuk Yazar Sırtımdaki Bıçağı Çekerken | 08.08.2008 |
Hakkı Çelik Onun içindedir maselâ Yusuf'un arkadan yırtık gömleği. |
|
| Konuk Yazar İslamcı Kürt | 07.08.2008 |
Kemal DEMİR 1- İlahi rıza: Mustazâf bir halkın meşru taleplerini karşılamanın ilahi rızaya uygun bir davranış olduğunu Kurân açıkça belirtmektedir. Mustazâf Kürt halkının taleplerinin gayri meşru olduğunu İslam’dan yola çıkarak kimse iddia edemez. |
|
| Müzik Umîd Demîrhan - Welatê Min Dojeh e û Derê ku Ez jî Tê De Serma Dikim | 04.08.2008 |
Kürd Şiirine hayat katan bir Yürek. Umîd Demîrhan'dan böyle bahsetmek istiyorum.. |
|
| Konuk Yazar Müslüman Halkların Kürt Karşıtlığı | 25.07.2008 |
Dılşad HAŞİMİ Son üç yüz yıldır bir öze dönüş hareketliliği içerisinde olan İslam dünyası hala içerisinde bocaladığı maddi ve manevi çöküş ve kargaşadan kurtulabilmiş değildir. Kürtler, bu hareketliliğe ulema ve entelektüel bazda katılmış olmasına rağmen diğer İslam toplumlarından farklı bir konumda olmalarından dolayı hala bu hareketliliğin ne içinde ne de dışındadırlar. Kürtlerin bu durumunu, bizatihi Müslüman komşularının tehdidi altında bulunan kavmi kimliklerinin var olma ve yok olma sorunuyla karşı karşıya kalması oluşturmaktadır. Müslüman toplumların böyle bir sorunu yokken Kürtler siyasi, kültürel ve milli değerleri bakımından asimile edilmeye çalışılmaktadır. Dolayısıyla sorun, Kürtlerin hem İslam dünyasının göbeğinde yaşamalarından dolayı diğer Müslüman halklarla hem de kendisi olarak kalma noktası itibariyle bizatihi kendileriyle (Kürtlerle) alakalıdır. |
|
| Müzik Çiqas xweşe welatê me | 21.07.2008 |
|
|
| Serdar Çelik Kürtçe bil(mey)en var mı? | 15.07.2008 |
Nemrut, İbrahim'e ne ceza verelim diye soruyor. Biri idam edelim diyor.. Bir diğeri derisini yüzelim.. Ve Azer diyor ki; yakalım.. |
|
| Konuk Yazar Tarihsiz Biri Aynı Zamanda Olmayan Biridir | 07.07.2008 |
Fırat Mir DİDAN İnsan hayatında belirleyici etkenin ancak tarih olması halinde söz konusu hayata bir anlam verilebileceğine inanıyorum ve insan hayatının anlamlı olmaması halinde bir tür nihilizmi ve umutsuzluğu benimsemekten başka çaremiz kalmıyor. Bana kalırsa her insanın hayatı adanmıştır ve fakat her insan söz konusu adanmışlığı reddetmek imkânına da sahiptir ve adanışı reddetme imkânına sahip olmasaydık adanışımızın da pek bir anlamı olmazdı. Birdenbire adanıştan söz etmemin sebebi, insan hayatında tarihin belirleyici bir rol oynayabilmesinin yolunun insan hayatının adanmışlığından geçmesidir. Yani insan hayatında tarihin belirleyici bir etken olabilmesi ancak insan hayatının adanmışlığının kabulüyle mümkündür ve her insan neye adanmış olduğu konusunda karar verebilecek yeterlikte bir bünyeye sahiptir. |
|
| Konuk Yazar Travma... | 27.06.2008 |
Ahmet ALTAN Bir ülkede tabularla klişeler ne kadar çoksa entelektüel düzey de o kadar düşüktür. Çünkü “yasaklar ve ezberler”, düşüncenin sınırlarını daraltır. Düşünce, tabuların duvarlarına çarpa çarpa hep kendi ezberlerini tekrarlar. Hâlbuki entelektüel olabilmenin birinci şartı, ezberden, tekrardan kurtulmak, sormak, sorgulamak, sınırsız bir alanda sürekli olarak araştırmak, yeni çözümler, yeni anlayışlar, yeni düşünceler yaratabilmektir.
|
|
| Ebu Mücahide KUR'AN'DA DİN GÜNÜ | 20.06.2008 |
"Din günü" kavramı, "gün" anlamına gelen "yevm" kelimesiyle; "itaat, hesap, ceza (yapılan işin tam karşılığının verilmesi)" gibi anlamlara gelen "ed-dîn" kelimesinden oluşur. Din günü: Yapılan işlerin tam karşılığının verilip görüleceği hesap günü anlamına gelir. Bu tanımda geçen "gün" kelimesi, bir gün ve gecenin toplamı olan yirmi dört saat anlamında olmayıp, zaman bölümlerinden herhangi birini ifade etmektedir. "Bugün dünya, yarın âhiret" sözünde olduğu gibi. "Din" kelimesi ise burada, hesap, ceza, karşılık anlamlarına gelir. |
|
| Müzik Yekbûn | 15.06.2008 |
|
|
| Müzik siya şevê - DEREWE | 25.05.2008 |
Reş û Sipî Derewe |
|
| Kahverengi Yeşil bir tartılana iki kez tartılmak bedava | 09.05.2008 |
camii avlusunda iki çocuk banka oturmuş tatlı tatlı sohbet ediyorlar. birinin önünde, yerde baskül. beni görünce hemencecik, reflekse dönüşmüş bir tarzda; - tartayım mı abi!. |
|
| Konuk Yazar Sınırdaki Şehir | 02.05.2008 |
Sabiha ÜNLÜ Dağlar, beyaz pelerinlerini; Yavaş, yavaş indirdiler üzerlerinden. Eteklerinde kocaman gölcükler oluştu. Ova’da karlar eridi, Toprak kabardı, Sular coştu… |
|
| Konuk Yazar Kürtleri Sorunlaştıran-lar! | 30.04.2008 |
Tuba Bilgin Kürtler dün de vardı, bugün de var, yarın da var olacaklar inşallah. Aynı şekilde, dün de bugün de ne yazık ki bir Kürt sorunu var. Ama ben, bir Kürt sorunundan ya da Kürtlerin sorunlarından bahsetmekten öte Kürtlerin sürekli bir ‘sorun’ olarak görülmesinden ve bunu böyle gören zihniyetlerden bahsetmek istiyorum. |
|
| Müzik Kardeş Türküler - Bingöl | 25.04.2008 |
Yoruma gerek yok, müziği dinlemek fazlasıyla yetiyor. Kardeş Türkülerin Ermenice seslendirdiği Bingöl parçasıyla sizi başbaşa bırakıyorum. |
|
| Konuk Yazar Çocukları Adalet Kurşunlarıyla mı Vururlar Anne! | 23.04.2008 |
Seher Akçınar “söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil” Sinemi pareleyen acımasız zamansallar yaşıyorum ergen çağımın kıyıya yaklaşan suretinde. Bu şehre inat yine de dimdik kalacağım hayatın tam orta yerinde… Esmer tenleri ve belki de bıçaklanmış ürkekliği yaşayan tüm adamlardan daha adam çağın mazlum ve muhacir Ebuzerleri adına! |
|
| Konuk Yazar Kürdler Ve General Allenby'ler | 16.04.2008 |
Fırat Mir DİDAN “Tarih, üzerinde uzlaşmaya vardığımız bir yalandır.” Napolyon’un bu sözü tarihi galiplerin yazmasının doğal bir son-ucudur, çünkü galipler mağluplara “istersen kabul etme!” demişlerdir. Biz tarihe baktığımız zaman mezardaki Selahaddin’mi, yoksa General Allbeny mi olduğumuzu anlamak durumundayız. Tüm yapıp-etmelerimizin, hangisinin durumuna indirgenebileceğini anlamak sorumluluğuyla yüklüyüz. Tarihe baktığımız zaman kapitalizmi durduran ve kendinin savaşçısı olan bir Selahaddin ve onun mezar toprağına ayağını vurarak “Yine geldik Selahaddin!” diyen generaller var. Selahaddin-i Eyyubi, “Müslümanlar yenilemez”i inşa eden kişiliktir ve onun mezarının başına gelip de mezar toprağına ayağını vurarak “Yine geldik Selahaddin!” diyenin dayanağı ve cesaretinin kaynağı, Selahaddin’in bu dünyadan göçmüş olduğu gerçeğidir.. |
|
| Müzik Ciwan Haco - Zînê | 14.04.2008 |
|
|
| Öyleyse Kitap Sevgi Ve Güzelliğin Şairi | 11.04.2008 |
Bade mi noşî ji dest çûme ji xo mame mest
Qitre bi benrê giha behri bi eyni xo ma. (El-lqd’ul-Cewheri 24) (onun (yarin) elinden içtim şarabı, kendi benliğinden geçip sarhoşluk haline girdim. Denize vardı damla ama deniz olduğu gibi kaldı.) Cizîrî burada, kendi zatından fena bulup sevgilisinden baki kalma makamına işaret ederek seven ile sevilen orasında mutlak vahdeti gerçekleştiren beka halini kastediyor olabilir. Bu da, şarabın zihnin işlevini aksatacak, seveni düşünce bağından özgürleştirecek, ondan bilinç ve tasavvur prangalarını sökece kadar aktif olduğunu kanıtlar. Çünkü ruh katkısız sek bir şarabın etkisiyle sarhoş olduğundan, aklın işlevi körelir. |
|
| Konuk Yazar Newroz Sizin Bayramınız (!) | 07.04.2008 |
Sabiha ÜNLÜ İyi gidiyor, ortam sakin derken; her şey alt üst oldu birden. Ortalık karıştı. Bayram için toplananlara ‘hemen dağılın’ denmişti. Güvenlik güçleri; ‘bu yasadışı gösteri’ diyerek -hakaret,küfür eşliğinde- İnsanları -çoktan- dağıtmaya başlamışlardı bile. Halkın en doğal itirazlarına; şiddet kullanarak, karşılık verildi. Taş atanlar, koşmaya-kaçmaya çalışanlar, düşenler, vurulanlar… Peşlerinde; eli silahlı, eli bombalı, çelik yelekli adamlar… Gaz bombalarını; -ev,cami- rastgele fırlatan, etrafa sahici mermiler yağdıran, Panzerlerin gölgesinde, - adeta- canavarlaşan, bu adamlar, kimdi?!.. Kapıları tekmeyle kırıp giren, Camı çerçeveyi -dipçikle- aşağıya indiren, İçeridekilere; -kadın çocuk demeden-, ana-avrat düz giden, Evleri basan, haneleri taciz eden, Ağzı bozuk, vijdanı körel(til)miş bu zalimler kimdi? Nerede eğitilmiş, nereden gelmişlerdi?! Bu nevrotik tipler, bu bayram için, özel mi seçilmişti?! Mübalağasız; -işgale uğrayan- Irak’tı burası… Çıldırmış Amerikan Askeri’ydi, her bir güvenlik görevlisi. Tuttuğuna; öldüresiye çullanan… Hem de; beşi onu birlikte… Vuran..Vuran…Vuran……Yakalayıp; tekrar vuran, tekrar vuran… Filistin’di inanın, eksiği yok… Begin’in, gözü dönmüş çeteleriydi sanki. T.C’nin güvenlik güçleri, farksızdı, İsrail Ordusu’ndan… ‘Yapma dur’ diyen, yetkili bir ağız yok. ‘N’apıyorsun kendine gel’ diyen yok. Hak yok….Hukuk yok….Adalet yok… İnsanlık sükut etmiş; ayıp yok, günah yok… |
|
| Tüm Yazılar için tıklayınız |